Haftanın son gününün sabahı çıktık evden kahvaltımızı Tuzla nın sevimli ve doğayla iç içe mekanlarından Şelale Garden Cafe de yaptık.İstanbul karmaşasından uzak,trafik gürültü olmadan hafif çiseleyen yağmur eşliğinde çaylarımızı yudumlarken oğlum kazları simitle beslemenin keyfine vardı.Onları izlemek gerçekten harikaydı.
Yaşadığımız her gün,başrolünü bizim oynadığımız ama senaryosunu bilmediğimiz,geçmişe biriktirdiğimiz sürpriz bir film karesi..
18 Ekim 2009 Pazar
17 Ekim 2009 Cumartesi
Sergiden Bir enstantene
Caddebostan Kültür Merkezi nin merdivenlerinin sonuna geldiğimizde yaratıcı bir fikrin oluşturduğunun belli olduğu kırmızı halıya basarak girdik içeriye.Buna kırmızı halı denirse tabii.! Kırmızı halıda yürüyerek sergiye yol alıyorsunuz ancak sanatın içine yol alırken , ,duvara asılı beyaz gömleğin yakasından boylu boyunca sarkan kravat oluyor ayaklarınızın altına serilen kırmızı halı .Ne kadar hoş değil mi?Kim düşündüyse harika bir fikir.:)Bunun tasarımcısı ne düşündü bilemem ben bir fikir üretmeden geçemeyeceğim.
Kırmızı halı ;Önemli kişilerin onurlandırılması adına bir jest yerine geçmiştir nedense .Sanatın içine kırmızı halı girdiğinde bu ancak medeniyetin simgesi bir kravattan oluşabilir dendi heralde.
Göçzede Çocuklar
16 Ekim 2009 Cuma
Göçzede Çocuklar
Bunlar benim sergiden çektiğim resimlerden bazıları.Güzel bir proje için sanata verilen önemi de vurgulayan bu sergi gerçekten önemli.Sanatın ve sanatcının duyarlılığıyla umarım amacına ulaşır.
Göç mağduru çocukların daha iyi eğitim görmesi için Mimder'in İstanbul’da (Caddebostan Kültür Merkezi' nde ) açtığı sergi ile Silvan 100. yıl İlköğretimin okuluna ek iki derslik yapılacak.
Türkiye'nin kanayan yarası olan GÖÇ sorunuyla karşılaşan MimDer yeni bir proje başlattı. Rapora göre Kadıköy'ün en çok göç aldığı illerden biri olan Diyarbakır ili Silvan ilçesi pilot bölge seçildi. MimDer, Türkiye'nin kanayan yarası göçe çare olmak ve örneklik sergilemek için bu ilçede başlatılan GÖÇSEK(Göçe Sebep Kalmasın) projesinin alt projesi olan “Eğitime Destek Verelim” kapsamında yapılmakta olan okul yapımı için, Türkiye'nin önde gelen sanatçılarını MİZ Doğal Ürünleri'nin işbirlikçi katkılarıyla aynı sergide buluşturdu.
Devrim ERBİL, Mehmet GÜRELİ, Ekin ONAT, Tufan KARTAL, Selçuk FERGÖKÇE, Mehmet ÖZBİLİR, Seydi Murat KOÇ, Buket GÜRELİ gibi 100'ü aşkın sanatçının yer aldığı karma sergi Tamer Karadağlı ve Arzu Balkan tarafından açıldı. Türkiye'nin sanat hayatına yön veren ünlü isimler, eserleriyle bu kez yüzlerce çocuğun eğitim hayatına katkıda bulunacak.
“100 Sanatçı 100 Eser” adlı sergide, resim, heykel, fotoğraf ve enstelasyon sanatçılarının bağışladığı eserler satışa sunuluyor.
Kısa adı GÖÇSEK olan “Göçe Sebep Kalmasın Projesi” kapsamında düzenlenen sergide, satışa sunulan eserlerden elde edilecek gelir ile Diyarbakır ili Silvan ilçesinde 100.Yıl İlköğretim Okulu'nda yaptırılmakta olan iki ek derslik ve anasınıfından oluşan ek bina yapımına katkıda bulunulacak.
( Haber Diyarbakır)
CKM de açılan 100sanatcı 100 eser adlı sergi 17 ekime kadar açıkmış İstanbul daysanız kaçırmayın .
Edebiyat Şöleni Tadında Tiyatro
W.Shakespeare’den uyarlayarak Kemal Kocatürk yönettiği ‘’ Aşk sözleri’’ adlı oyunu izlemek gerçekten çok büyük keyifti. Deniz Çakır, Mihrace Yekenkülüğ, Eren Balkan, Ali İl, Erkan Pekbay ve Kemal Kocatürk ün oyunculukları inkar edilmeyecek kadar başarılıydı.Hatta hatta bundan önce izlediğim ,bazı benim diyen tiyatro oyuncularının vasatın altında oyunlarını ,şahsi kanaatimce sırf isimlerine sığınarak dolu salonlara izletmelerine şahit olan biri olarak böylesi içi dolu ,başarılı bir oyunu seyircinin baş tacı etmesi ve görmezden gelmemesi kanaatindeyim.Oyun süresince ,her bir cümlenin altı çizilesi ve düşünülesi olduğu kabul edilirse bir cümleyi özümsemeye fırsat bulamadan diğer cümleler akıp gidiyor ,böylece oyuna öyle bir kaptırıyorsunuz ki kendinizi oyun sonunda müthiş bir film izlemiş veya bir kitap okumuş gibi hissederek ayrılıyorsunuz.Kemal Kocatürk oyun süresince öyle farklı kimliklerde karşımıza çıkıyor ve her bir kimliğin resmini oyunculuk olarak bizlere öyle güzel çiziyor ki, tek kişide saklanmış bir bir ortaya çıkan değişik karakterler görüyorsunuz .Aslına bakarsanız,oyun boyunca ,Deniz Çakır (yaprak dökümü nün ferhunde si)Mihrace Yekenkülüğ,Eren Balkan ,Ali İl,Erkan Pekbayda da bu aynı özellik kendini gösteriyor. İnternette oyunun tanıtımı şu şekilde:“Aşk sözleri”, binlerce yıldır insanoğlunun tartıştığı ve bir sonuca varamadığı “aşk” kavramını Shakespeare’in izinde yeniden tartışmaya açtı. “Aşk” kavramını, Shakespeare’in en tanınmış eserlerinden “Romeo-Juliet, Hırçın Kız, Othello, III.Richard, Kısasa kısas, Macbeth, Hamlet ve Bahar Noktası” üzerinden bir kez daha irdelemeyi seçerken şiirin, felsefenin, edebiyatın da yardımıyla “aşk”ı görünür kılmayı hedefledi. “Aşk” kavramının tartışmasında tarafsız kalınamayacağını, sizleri de bu tartışmanın içine çekerek ve de kıyasıya yapılan bu tartışmanın hakemi ve taraftarı olmanızı sağlayarak bunu yapacağından emin olunuz. Oyun bittikten sonra bile oyunu bitiremediğinizi göreceksiniz. Çünkü hiç değilse hayatınızda siz de bir kez olsun aşık oldunuz ya da olmayı denediniz veya olamadınız. Ama bu oyunla mutlaka taraf olacaksınız. Size bir küçük tavsiye: yanınızda mendil getirmeyi unutmayın. Trajedi sizi ağlatamadıysa oyunun komedisi bunu mutlaka başaracaktır.(Alıntı) ‘’
Bu açıklama az çok size oyunun başlığı hakkında bilgi verebilir ama izlemeden bu büyüyü hissedebileceğinizi sanmıyorum.) Bu güzel akşamı yaşayabilmeme sebep olan güzel Aslıhan’ cığımın sahnede ,gösteri süresince çellosuyla oyunu daha da renklendirdiğini söylemeden geçmek büyük bir eksiklik olur.Sanatın bu yönünün lezzetini de, sevdiğim bir arkadaşımın kızından yaşayabilmenin zevkini gelin siz düşünün. Bu kadarla da bitmiyor.Yıllardır sahnelerde ve televizyonlarda izleme olanağı bulduğum büyük tiyatro duayeni saydığım Göksel Kortay ile tanışabilme ve ayak üstü sohbet edebilme olanağı bulmanın şansına erişmek gecenin güzelliğine güzellik katan nedenlerden.Hele birde oyun içinde yer alan Can Yücel in şiiri,Kemal Kocatürk ün yorumuyla hala kulaklarımda:
gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?..
şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan,
sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna,
ondan haber ver?
koyma bir kenara yüreğini,
aç kapılarını, gelene geçene yol verme girsin diye içeri
ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna.
Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,
ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında, bırak aksın yollarına.
yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın.
sen inan yüreğine, hem ona geçmezse kime geçer sözün?.. büyü büyü...
bak ellerin ayakların kocaman. aklın da maaşallah yerinde,
e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.
akıllı ol, yüreğin gelir peşinden,
boşver yaşı başı, aşk var mı aşk,
sen ondan haber ver?
takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere.
o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün,
atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü, öl gitsin...
parayı pulu savurup, bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin,
savrul gitsin...
Boş ver be yaşı başı, kim tutar seni kim, kendi yüreğinden başka kim?.
Aklını al da öyle git, ister bir duvara,
ister bir od aya, ister kıra bayıra vur da git.
Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine.
O biri de gelir gerçekten istediğin oysa,
seveceksen ve öleceksen uğruna...
yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa...
yaş 70'e gelse bile, hayat daha bitmemiş.
sen mi biteceksin?
çekeceksen bile bayrağı,
yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin?
Can Yücel
13 Ekim 2009 Salı
EnRİcO Macias
ADIEU MON PAYSJ'ai quitté mon pays,
j'ai quitté ma maison
Ma vie,ma triste vie se traîne sans raison
J'ai quitté mon soleil,
j'ai quitté ma mer bleue
Leurs souvenirs se reveillent bien après mon adieu
Soleil, soleil de mon pays perdu
Des villes blanches que j'aimais,
Des filles que j'ai jadis connu
J'ai quitté une amie, je vois encore ses yeux
Ses yeux mouillés de pluie, de la pluie de l'adieu
Je revois son sourire si près de mon visage
Il faisait resplendir les soirs de mon village
Mais du bord du bateau qui m'éloignait du quai
Une chaîne dans l'eau a claqué comme un fou
J'ai longtemps regardé ses yeux bleus qui fuillaient
La mer les a noyé dans le flot du regret
ELVEDA ÜLKEM
Ülkemi terkettim,
evimi terkettim
Hayatım, hüzünlü hayatım sürünüyor sebepsiz
Güneşimi terkettim, terkettim mavi denizimi
Hatıraları uyanıyor veda edişimden çok sonra (bile)Güneş,
kaybolan ülkemin güneşi
Sevdiğim beyaz şehirler
Bir zamanlar tanıdığım kızlar
Bir arkadaşı terkettim, hala görürüm gözlerini
Yağmurdan, veda yağmurundan ıslanan gözlerini,
(Onun) gülüşünü tekrar görüyorum yüzüme bu kadar yakın
(Gülüşü) ışıldatırdı köyümün akşamlarını
Ama beni limandan uzaklaştıran geminin güvertesinden
(uzanan)bir zincir çılgın gibi şıngırdadı suda
Uzun süre bakakaldım (onun) gittikçe uzaklaşan mavi gözlerine
Deniz silip attı onları pişmanlığın (ayrılığın) dalgasında
Şu ara okuduğum Mario Lewi imzalı ''Karanlık çökerken neredeydiniz?''adlı kitabın bölümlerinden birinde bahsi geçen bu şarkıyı dinledim.Hem kitabın içindeki hikayeye hem başka ülkelere gittim geldim.Kitap ;Bir zamanlar hayatına girmiş ,yolları ayrılmış ,savrulmuş ,içlerinde yer etmiş arkadaşlıkların dostlukların yıllar sonra tekrar bir araya gelmesiyle,geçmişi bugünün izlerine uydurma çabasını anlatıyor bir bakıma.Geçmişten bugüne yaralı taşınmış, kırık dökük bir sevdanın da izini süren roman kahramanı ,onu bularak ,kaybolmuş kimliğine kavuşması için ,anıları (bu müzik dahil) bir bir yaşatarak geri döndürmeye çalışıyor.Ona yardım ederken kendi yaralarıyla yüzleşmeyi de ihmal etmeyerek üstelik.
11 Ekim 2009 Pazar
Çok keyifli olacağı kesin
Bu Teknoloji BayanLarın Çok hoşuna Gidecek :)
Yükleyen tucicik. - Güncel bilim ve teknoloji videoları.
Biz kadınlar için giyinmek ,yemek içmek kadar kışkırtıcı ve hayati bir ihtiyaç.Sevmesek de mağazada bize yakışanı alabilmek için verdiğimiz uğraşı bu yeni teknoloji sayesinde azaltacağız gibi görünüyor.Ne zaman ve nasıl bu teknolojiye kavuşuruz bilmiyorum ama hayali bile güzel :)
Güzel bir gündü
Dostluk üzerine
Bugün Elif Şafak ın bir yazısını okuduğumda için ısındı ve dostluklarımı ,dostlarımı düşündüğümde kendimi çok şanslı hissettim.Bu yazı sevginin ve dostluğun insanı besleyen yanını derinlerde hissettiren sıcaklığı verdi içime.
KADİFE DOSTLUKLAR DİKENLİ AŞKLAR
Dost,türkçenin en güzel kelimelerinden,yalın ,şeffaf ve tatlı;İnsanın ağzında akide şekeri gibi eriyen ,''Dost''başka,''arkadaş''başka.Keza ''yoldaş'',''kardaş'',''ruhdaş'',''rüyadaş''başka.Öyle güzel ayrıntılar var ki dilimizde,başka dillerde karşılığını arasanız kolay kolay bulamazsınız.''Sevgi''başka ''aşk'' başka.Arkadaş bir esinti ise ferah ve latif;dost kuvvetli bir rüzgar demek,bir deligüzel yel,,saçıp dağıtan,tutup silkeleyen.Arkadaş çiseleyen bir yağmur ise ,dost bir fırtına demek.Parçaları yerinden söken ,tozu dumana katan,insanı sarsıp kendine getiren...O yüzden bu kadar azdır gerçek dostlar.Doğası gereği.O yüzden sarılmak gerek sıkı sıkı dostluğun kadife ipine.Ve kulak vermek nabzına ,ritmine.
Dostların arasında olmak çöl ortasında kendini yemyeşil bir vahada bulmak gibidir.Kuruyan dilin suya doyar ,daralan yüreğin ferahlar ,içindeki karamsarlık sisi perde perde kalkar .Dost umut demektir .Faniliğinle,eksikliğinle,kusurlarınla ,takıntılarınla çok daha barışık hale getirir seni.Dostun seni seviyordur ya ,aynen bu halinle seviyordur ya ,sen de kendini daha çok sevmeye başlarsın.Onun gözünden kendine bakarsın.Bir damla içersin dostluğun iksirinden,dünyaya bakışın değişir.Bir yudum daha sırtın dikleşir,özgüvenin pekişir.Dost hekimdir,lokmandır,şifacıdır.Herkese karşı billur bir köşk yahut camdan bir parça olan kalbin ,dostunun elinde lastik bir top oluverir.Dost atar topu yere,vurur duvardan duvara ,gene de bir şey olmaz .Lastik top seker zıplar ama kırılmaz.Dost yalakalık yapmaz ,lafı dolandırmaz ,diplomasi falan bilmez ,çat diye söyler meramını ,sözünü sakınmaz.Onun yergisinde iltifat,siteminde sevgi saklıdır.Dost ne dese kızılmaz .Ona kırılmak olmaz.Dosta açılan kredi ,yürek kredisidir.Faizsiz,peşinatsız.Ve yürek kredisinin ne dibi vardır ,ne bitimi.
KADİFE DOSTLUKLAR DİKENLİ AŞKLAR
Dost,türkçenin en güzel kelimelerinden,yalın ,şeffaf ve tatlı;İnsanın ağzında akide şekeri gibi eriyen ,''Dost''başka,''arkadaş''başka.Keza ''yoldaş'',''kardaş'',''ruhdaş'',''rüyadaş''başka.Öyle güzel ayrıntılar var ki dilimizde,başka dillerde karşılığını arasanız kolay kolay bulamazsınız.''Sevgi''başka ''aşk'' başka.Arkadaş bir esinti ise ferah ve latif;dost kuvvetli bir rüzgar demek,bir deligüzel yel,,saçıp dağıtan,tutup silkeleyen.Arkadaş çiseleyen bir yağmur ise ,dost bir fırtına demek.Parçaları yerinden söken ,tozu dumana katan,insanı sarsıp kendine getiren...O yüzden bu kadar azdır gerçek dostlar.Doğası gereği.O yüzden sarılmak gerek sıkı sıkı dostluğun kadife ipine.Ve kulak vermek nabzına ,ritmine.
Dostların arasında olmak çöl ortasında kendini yemyeşil bir vahada bulmak gibidir.Kuruyan dilin suya doyar ,daralan yüreğin ferahlar ,içindeki karamsarlık sisi perde perde kalkar .Dost umut demektir .Faniliğinle,eksikliğinle,kusurlarınla ,takıntılarınla çok daha barışık hale getirir seni.Dostun seni seviyordur ya ,aynen bu halinle seviyordur ya ,sen de kendini daha çok sevmeye başlarsın.Onun gözünden kendine bakarsın.Bir damla içersin dostluğun iksirinden,dünyaya bakışın değişir.Bir yudum daha sırtın dikleşir,özgüvenin pekişir.Dost hekimdir,lokmandır,şifacıdır.Herkese karşı billur bir köşk yahut camdan bir parça olan kalbin ,dostunun elinde lastik bir top oluverir.Dost atar topu yere,vurur duvardan duvara ,gene de bir şey olmaz .Lastik top seker zıplar ama kırılmaz.Dost yalakalık yapmaz ,lafı dolandırmaz ,diplomasi falan bilmez ,çat diye söyler meramını ,sözünü sakınmaz.Onun yergisinde iltifat,siteminde sevgi saklıdır.Dost ne dese kızılmaz .Ona kırılmak olmaz.Dosta açılan kredi ,yürek kredisidir.Faizsiz,peşinatsız.Ve yürek kredisinin ne dibi vardır ,ne bitimi.
26 Eylül 2009 Cumartesi
24 Eylül 2009 Perşembe
Orada mağazalardan çıkmadım tabi ki:) Beğenip bir şeyler almakta çok zorlandım ama buna rağmen hemen hemen önüme gelen her mağazaya girdim çıktım.Oxford city center da ilk önüme çıkan mağaza top shop oldu.Devasa bir panayır alanına benzeyen mağazanın içinde kalabalığı izlerken yine kaydetme duygularım kabarınca yasemin in şaşkınlıkla niye çektiğimi sorması çok sevimli ve hoş geldi:))
23 Eylül 2009 Çarşamba
Rehberimizin kibarlığı:)
Otobüs rehberimiz daha güzel çekim yapabilelim diye eğilip bükülmeyi ihmal etmedi sağolsun:))
Londra nın en ünlü parklarından olan Hyde park,ingilizlerin keyif sürdükleri, dinlendikleri geniş yeşil alanlardan biri.Ne zaman güneşli bir gün olsa ,kiralanan şezlonglara veya çimlere uzanmış insanlar bu fırsatı kaçırmıyor.Doyasıya güneşin tadını çıkarıyorlar.E oraya kadar gidilirde bu keyfe ortak olmadan dönülür mü? Şansımıza parka ziyaret ettiğimiz gün güneş bize eşlik ederek keyfini çıkarmamıza eşlik etti.Yanımıza aldığımız sandviçlerin kalanını insanlara alışmış güvercinlerle paylaşmayı da ihmal etmedik.:)
Yeni yerler görmenin en güzel özelliği alışılagelmiş yaşantınızın dışına çıkarak,daha arınmış ve objektif bakış açısı yakalayarak geri dönmeniz oluyor.Bir nevi yenilenme diyorum ben buna.Oldum olası seyahati ve yeni yerler görmeyi sevmişimdir.Bu ister aynı şehirde bir yere, ister şehir dışına, isterse çok uzak bir ülkeye olsun.Döndüğümde aynı kişi olmadığımı düşünüyor ve hissediyorum.
Londra güncesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






