Moda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Moda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2009 Salı

Modanın bize ettikleri ve etkileri





Üzerinde ,önünde kuru kafa desenli siyah bir tşört,boynunda metal birkaç zincir takmış ,on oniki yaşlarında bir delikanlı ile göz göze geldiğimde,ilk aklıma gelen rock müzik oldu.Gülümsedim.Çekingen bir tavırla gülüp gülmeme arasında dudağının kıvrımları birazcık belirginleşti ama bu iletişimden tedirginliğini gözlerinden okuyabiliyordum.Belli ki kendini ifade etmek için oluşturduğu tarzın ilgi çekmesi onu rahatsız etmişti.Yine de dayanamadım.
_Rock müzik sevenlerden misin? Diye sordum.Belki sorma şeklimin yumuşaklığından,daha rahat ve kendisine güvenli bir şekilde yanında ki arkadaşına bıyık altı bir gülümseme fırlatarak ;
__Evet severim. Dedi.
__Rap ile uzaksınız o zaman dedim.Eh yani !anlamında bir beğenmezlik ifadesi takınması sorumun cevabını çok güzel veriyordu zaten.
Çok bilgi sahibi olmasam da ,bu rock ve rap akımının görsel yansımalarını taşıyan kıyafet tarzlarını yakalayabiliyorum.Uzaktan baktığınızda bile ,belirgin bir şekilde görsel imajlarıyla imzalarını atıyorlar.Aslında bir bakıma bu hepimiz için geçerli.Dış görünüşümüzün,üzerimizde taşıdığımız kıyafetlerin,renklerinin ve hatta hatta makyaj tarzımızdan tutun da aksesuarlarımıza kadar kişiliklerimizi ele veriyoruz.Saçlarını çok farklı kesimlerle,alışık olunmayan renklerle dikkat çekmekten rahatsız olmayanlar ,genelde düşüncelerinde ayrıcalık olduğunu,geleneksel bakış açılarına uygun yaşama isyanlarını haykırırlar aykırı saç modelleriyle.
Toplumdan farklı görüntü verme gayretinde olanlar olduğu kadar,çevresinde gördüğü hatta hayat tarzlarına özendiği kişilere tıpa tıp benzemeye çalışanlar da var elbet.Belki böylelikle diğerleriyle uyumlu bir görüntünün sosyokültürel bir kazanç sağlayacağı düşüncesini beslerler içlerinde.Bu modacıların işlerini kolaylaştırıyor sanırım.Markalaştırdığı ve ekonomik düzeyi yüksek insanlara hitap edebildiği ürünleri piyasaya sunarak ,almak için birbiriyle yarışan kadınlardan rant sağlıyorlar.Şu aralar’’ çakma’’ kelimesiyle Türkçe’ mize yeni bir anlatım kazandırmış olduğu (!) taklit ürünlerinde peynir ekmek gibi satılması işlerine pek gelmese de ,önüne geçemedikleri bir başka Pazar oluşturuyorlar toplumda.Zar zor geçinen işçi ,memur babaların annelerin yeni yetişen kızları ,oğulları yetişemedikleri o imaj veren görüntüleri ,kulaktan kulağa yayılan reklam sayesinde ,bilindik adreslerden toplama yarışına giriyorlar.En komiği de bu iki kesimle yakından uzaktan ilgisi olmayan dar gelirli vatandaşın uğrak yeri pazarlar da bu şaşaalı markaların amblemlerinin bulunduğu tişörtleri üzerinde taşıyan ,modadan bihaber ama modanın içine dahil edilmiş olanlar.
Bir süre önce basında çıkan bir haberde ,Antalya ‘da yaşayan üstelik yaşı başı yerinde ,fabrika sahibi bir vatandaşımızın satın aldığı tişört yüzünden mahkemelik olması haberi ilgimi çekti.Adamcağız muhtemelen ,rengini ve modelini kendisine yakıştırarak satın aldığı tişörtün önündeki ‘Mod pimp’ yazısını pek önemsememişti anlaşılan.Yeni tişörtüyle ortalıkta salınmaya başlamasıyla üzerine çektiği ilginin hoş bir beğeni duygusu verdiğini hayal ediyorum nedense:

.
Zamanla çevreden aldığı kötü tepkiyle uyanması sonunda üretim yapan firmaya dava açarak bu ayını yaşatanlardan hakkını almaya çalışıyordu.Kim bilir kaç kişi başka dillerde ne anlamlara gelen tişörtlerle salınıyor ortalıkta. Sakın birileriyle dalga geçiyorum zannedilmesin.Bir ara bende,farkında olmadan kendimi güzellik kraliçesi ilan eden bir tişörtle sezonu bitirmiştim.:)Yine de şanslıymışım o başka.Bu adamcağız ayıp tişört sattılar diye firmadan hakkını almaya çalışadursun yakın bir arkadaşımın yeni yetişen kızı ,moda diye küfür yazılı baskısıyla aldıramadığı tişört için bayağı dil dökmüştü ailesine.Birileri bu arkadaşa modaya uydun havan oldu dese belki teselli bulur hatta firmadan özür bile diler (!) kim bilir?:)
Bu haberin yansımasından bir süre sonra ,bu kez sıradan biri değil ünlü bir komedyenin başına benzer bir olayın geldiği haberini okuduk.Bu kişi komedyen Ata Demirer’den başkası değildi.Çıktığı bir televizyon programında Ata Demirer tişört hastası olduğunu ve altı yüze yakın tişörtü olduğunu belirtti.Bu zaafıyla yeni bir alışveriş gününde,iki üç tişört arasında kararsız kaldığını ,bir porno gay sitesinin reklamını yapan ‘Hotmale ‘(sıcak adam ) yazan tişörtü, hotmail ile ilgili kelime şakası zannederek aldığını söyledi.Hatta ‘Normalde gay sitelerinde gezmediğim için bilemem yani onun çok ünlü bir gay porno sitesi olduğunu bilmiyordum.Giydim,işimizi yaptık kimse giyme aman sakın ha o çok ünlü bir site çıkar onu falan demedi.O tişörtle ben on beş gün tv programında çalıştım.Çok sevmiştim ,yazık oldu diye bir açıklama yapmak zorunda kaldı.
Modanın gücü öyle sahipleniyor ki bizi,ilk başlarda ‘ Ne bu böyle hayatta giymem ! dediğimiz kıyafetlere bir süre sonra gözümüz alışıyor ve sahip olma duygusuyla yanıp tutuşuyoruz öyle değil mi?Biz mi modaya uyuyoruz ,moda mı bizi kendisine uyduruyor sorusu tavuk mu yumurtadan çıkar ,yoksa yumurta mı tavuktan sorusundan farksız.
Moda dolu günler……
SEVİL

8 Kasım 2009 Pazar

Kırmızı tutkum



Bugün öylesine uğradığım bir mağazadan , yine kırmızı tutkuma bedel ödeyerek ayrıldım.Nereden geldiği bilinmez bir sevdam var kırmızıya karşı.Hatta sırf kırmızı bir gece elbisesi giyebileyim ve içinde salınayım diye ,ablam bir an önce evlensin bana fırsat doğsun isterdim ,Ne sinirlenirdi bana ama ! Haksız da değildi hani.En sonunda emelime ulaşmıştım o başka.Evlendiğinde annemin dikmiş olduğu ,kırmızı uzun ve rüküş elbisemin içinde kendimi prensesler gibi hissedecek kadar keyifliydim.En önemlisi rengi kırmızıydı işte.Lise çağlarımda okula giderken ablamın kırmızı ceketini kaçak giyip gitmelerim ayrı bir macera.Bu kadar meraklısına verilecek en büyük ceza olduğunu düşünemeseler gerek ki,eve döndüğümde bir ton laf yerdim ,giydiğim için.Olsun değerdi.Gün boyunca ,siyah okul jilesinin üstüne giydiğim o kırmızı ceket üzerimdeyken yine özel birine dönüşmüşlük duygusuyla günü bitiriyordum ya! Anlayacağınız geçmişimden süregelen bu tutkum sürüyor tam gaz.Yaşı başı alsak bile değişmeyecek anlaşılan .Hem kızarım ben yaşa bağlı renk seçimlerine.Ne yani canım ;Pembe ergenlik rengiyim, mavi gençliğe adım attım,siyah ben oturaklı yaşların üzerinde iyi dururum diyerek iletişim mi kuruyor bizimle.Kim dile getirdiyse bu renklerin anlamlarını itiraz ediyorum ve inadına renklerle barışık yaşıyorum.Morunu ,kırmızısını,yeşilini ,turuncusunu seviyorum .Sanki ruhumu canlandırıyorlar .Özellikle kış geldiğinde üzerimde rengarenk kabanlar görmek istiyorum ,kapkara olmaya özendiren vitrinlere inat hem de! Yanlış anlaşılmasın siyahın asaletine diyecek sözüm yok ,giyerim siyahı ama diğer renklerin haklarını yememeye özen göstererek.Neyse konuyu dağıtmayayım dönelim yine bugüne kadar taşıdığım kırmızı zevkimin son macerasına.Bu bahsettiğim ceketi alırken ,benimle ilgilenen , çıtı pıtı ve yemyeşil güzel gözleriyle buğulu buğulu bakan genç bir kızdı.Yanımda arkadaşımda dahil kırmızıyı giyemedikleriyle ilgili bir sohbetin içine dalmış üzereydik ki ,benden daha da çok yakışacağına yüzde yüz emin olmanın güveniyle üzerine bir de onun giymesini rica ettim.E yanılmadığım aşikardı ki güzel kız aynada kendisini görünce haklılık payemi vererek ,bir tanede kendisine satın aldığını söylediğinde ,müşterinin satıcıya satışını gerçekleştirmiş biri olarak ,beklide nadir görülesi bir olaya imza atmış ve yeni bir kırmızı kıyafete kavuşmuş olmanın keyfiyle çıkmadan ,bu kırmızı ceketi özellikle yeni yıla girerken giymesini önerdim.Ayrıca, beni hatırlamasının sözünü de aldım.:) Hiç kırmızı giyemediğini söyleyen birisine kırmızı bir başlangıç hediye ettim daha ne olsun.Yaşasın kırmızı !